İŞ HUKUKU ve İŞÇİLİK ALACAKLARI

İŞ HUKUKU ve İŞÇİLİK ALACAKLARI
işçi ücret alacakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
işçi ücret alacakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2016 Pazartesi

İŞÇİYE VERİLEN İŞÇİLİK ALACAKLARI HAKKININ ÇEK İLE ÖDENMESİ VE ÇEKİN KARŞILIKSIZ ÇIKMASI

İŞÇİYE VERİLEN İŞÇİLİK ALACAKLARI HAKKININ ÇEK İLE ÖDENMESİ VE ÇEKİN KARŞILIKSIZ ÇIKMASI
            İşçi hak etmiş olduğu işçilik alacaklarını uygulamada işverenden çek karşılığında da alabilmektedir. Ancak işveren tarafından düzenlenen çekin karşılıksız çıkması halinde; karşılıksız çek keşide etme suç duyurusunda bulunması gerekmektedir. Suç duyurusunda bulunacağı mercii ise 6728 Sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren karşılıksız çek keşide etme suçlarına bakma görevi İcra Ceza Mahkemeleri’nde olduğu gibi, buna ilişkin şikayetler de doğrudan İcra Ceza Mahkemeleri’ne yapılacaktır.
            Buna ilişkin 22.11.2016 tarihli Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi’nin vermiş olduğu karar uyarınca da; …..çekle ilgili karşılıksız işlemi yapılmasıyla ilgili olup, karşılıksız olduğu tespit edilen çekle ilgili icra mahkemesine şikayette bulunulması üzerine, suç ve şikayet tarihlerinde yürürlükte bulunan 6728 sayılı kanun’ un 63. Maddesi ile değişik 5941 sayılı kanunun 5. Maddesi uyarınca yargılama yapılarak davanın sonuçlandırılması gerekirken, şikayet tarihi itibariyle icra mahkemelerinin görevli olmadığından bahisle, evrak üzerinden şikayet dilekçesinin reddine karar verilerek CMK’ nın 223 ve 230. Maddelerine aykırı davranılması,
Hukuka aykırı, şikayetçi vekilinin istinaf istemi bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı CMK md. 280/1-b ve 289. Maddeleri uyarınca BOZULMASINA; dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 22.11.2016 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verilmiştir.

            Görüleceği üzere "5941 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Cumhuriyet Başsavcılığına talepte” ibaresi “icra mahkemesine şikâyette” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
             İlgili Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararının tam metni aşağıdadır.



30 Kasım 2016 Çarşamba

İşçi Ücretlerinde Zamanaşımı

İŞÇİ ÜCRETLERİNDE ZAMANAŞIMI

 

            Kanunlarla veya sözleşmelerle işçilere getirilen hakların yasal sürelerde talep edilmesi gereklidir. Bu hakların belirtilen sürede istenmemesi halinde işçi açısından zaman aşımı sorunu ortaya çıkacaktır.

            Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalınmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
            Kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir. Savunmanın genişletildiği itirazı ile karşılaşılmadığı sürece zamanaşımı savunmasının geç ileri sürülmesi, incelenmesine engel değildir (T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2008/3775, K. 2009/16587, T. 11.6.2009 sayılı kararı).
            Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Başka bir ifadeyle, zamanaşımının başlangıcı alacağın muaccel olmasına bağlıdır. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.
            Zamanaşımı Süreleri hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur
            Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre, kanunda başka hüküm bulunmadığı takdirde, her dava on yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak davayla ilgili başka özel bir kanunda aksine düzenleme yoksa 10 yıllık süre uygulanır..
            Borçlar Kanunu'nun 126. maddesinde ise beş yıllık zamanaşımına tabi, alacak ve davalar sıralanmıştır. Buna göre, konumuzla ilgili olarak, başkalarının maiyetinde çalışan veya müstahdemi olan kimselerin, hizmetçilerin, yevmiyecilerin ve işçilerin ücretleri hakkındaki davalar beş yıllık zamanaşımına tabidir.
            Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Ücret ödeme gününde, ücret muaccel hale, dolayısıyla istenebilir hale gelir. Bu süre zamanaşımının başlangıcıdır. Hizmet akdinin devamı süresinde zamanaşımı işler. Ücretlerde zamanaşımı 5 yıldır. İş sözleşmesi devam eden işçinin, 5 yıldan fazla süre önce hak kazandığı ancak, bugüne kadar talep edilmeyen / ödenmeyen ücreti zamanaşımına uğramıştır. İşveren işçinin talebi karşısında zamanaşımı def'inde bulunarak ödeme yükümünden kurtulabilecektir.
            5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. maddesinde İş Mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Bu nedenle zamanaşımı defi ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılması gerekmektedir.
           
            İş sözleşmesinin sona ermesi, bu haklar açısında zamanaşımının başlangıcıdır. Bu açıklamalar çerçevesinde bazı işçilik haklarının zaman aşımı süreleri aşağıdaki gibi olacaktır;
·                       Ücret alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir.
·                       Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı, hakkın doğumundan itibaren Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir.
·                       Ücret ve ikramiye alacağı, dava tarihinden geriye doğru gidilmek üzere 5 yıllık zamanaşımına tabidir.
·                       Fazla çalışma, genel tatil, bayram ve yıllık ücretli izin paraları beş yıllık zamanaşımına bağlı işçilik haklarındandır.
·                       Fazla çalışma, hafta ve genel tatil ücreti alacakları beş yıllık dava zamanaşımına bağlıdır,
·                       İşçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretinin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren beş yıldır.


                                                                                                                       STJ.Av.Murat YILDIZ




                                                                                                     

İşçi Ücret Alacakları

İşçi Ücret Alacakları
İşverenin ücret ödeme borcu, işçinin iş akdinde yapmayı üstlendiği iş görme borcu karşılığında yer alan ve işverenin iş akdinden doğan en temel borcudur. Ücret iş akdinin kurucu unsuru olduğundan, ücret olmaksızın yapılan iş sözleşmeleri geçersiz sayılmaktadır. İşçinin yapmış olduğu iş karşılında aldığı ücret, ülkemizde günümüz şartlarında tek geçim kaynağı olduğundan dolayı ücret alacakları herhangi bir alacak hakkı olmaktan çıkmış ve sosyal bir nitelik kazanmıştır. İşçinin ücret alacağı Anayasa’ nın 55. Maddesinde de yer almaktadır; “ Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur. ”
İş Kanunu’nun 32. Maddesi 1. Fıkrası uyarınca; “ Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. “
İş Kanunu’nu bu hükmünde her ne kadar bir iş karşılığında ibaresi kullanılmış olsa da; günümüzde değişen sosyal ve ekonomik düşüncelerin etkisiyle bazı hallerde işçinin bir çalışma karşılığı olmaksızın ücret talep edebileceği yasayla kabul edilmiştir. Bu haller; İşçilere, zorlayıcı nedenlerle çalışamadığı günlerde ( İK 24/III, 25/III ), hafta tatilinde ( İK 46 ), ulusal bayram ve tatil günlerinde ( İK 47 ), yıllık ücretli izinlerde ( İK /57 ), askerlik görevini yapan gazetecilere ( BİK16/1-3) bir iş karşılığı olmaksızın ödenen bu tür ücretlere “ sosyal ücret “ adı verilmektedir.
İş kanununda adı geçen “ asıl ücret “ (İK37/2) işçiye ödenen temel ücret, para ile ödenen tutardır. Bundan şu sonucu çıkarmamız gerekmektedir; temel ücret aynî ( eşya ) olarak kararlaştırılamaz ve ödenemez. Bu bahsettiğimiz temel ücrete, işçiye sağlanan ikramiye, prim, sosyal yardımlar, ve diğer ücret ekleri gibi yan menfaatler dahil değildir.
İş hayatına genellikle ücretler iş verence ödenmesine karşılık İK 32/I uyarınca ücretin üçüncü kişiler tarafından ödenmesine de bir engel yoktur. ( otel, lokanta gibi işyerlerinde ücretin yüzdeler yoluyla ödeneceği kararlaştırılabilir. )
Ücret Türleri
1-      Zamana Göre Ücret
2-      Primler
3-      İkramiyeler
a)      Sözleşmeden doğan
b)      Kanundan doğan
4-      Aracılık (komisyon) ücreti
5-      İşin Sonucunda Pay Alma
6-      Parça Başına veya Götürü Ücret

Ücretin Belirlenmesi
            İşçi ücretinin belirlenmesi konusunda Borçlar Kanunu’nun 401. Maddesi uyarınca; “ İşveren, İşçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde isei asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür. “

Asgari ücret
            Anayasa’nın 55. Maddesinin son fırkasında; “ Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da gözönünde bulundurulur. “ denilmektedir. Yurdumuzda asgari ücret, İş Kanunu’nun 39. Maddesinin 1. Fırkasına göre “ İş sözleşmesi ile çalışan ve bu kanunun kapsamında olan veya olmayan ( işgüvencesine tabi olan yada olmayan ) her türlü işçnin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgari sınırları en geç iki yılda bir belirlenir. “
            İş Kanunu’nda asgari ücretin tanımı yer almamıştır. Buna karşılık Asgari Ücret Yönetmeliği’ nin 4. Maddesinin d bendinde asgari ücret “ işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret “ olarak tanımlamıştır.

            İşçinin ücretinin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları da bu yöndedir. Ancak işçinin ücretinin ödendiğinin ispatı işverene ait olmakla beraber ücretin ödenmediğinin ispatı işçiye aittir.
            İş Kanunu’nun 32. Maddesinin son fıkrası uyarınca “ Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıldır. “

İşçinin ücretinin ödenmemesi halinde neler yapılabilir ?
1-      Ücretin ve Faizin Talep Edilmesi
İşçi, ücretin ödenmemesi halinde zamanaşımı süresi(5yıl) içinde ödemeyi talep edebilir. İş Kanunu’nun 34. Maddesini 1. Fıkrası uyarınca “ Gününde ödenmeyen ücretler için yasal faiz değil, mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanır. Bu faiz oranı ücret niteliği taşıyan her türlü alacak hakkında söz konusudur. “

2-      İşçinin Çalışmaktan Kaçınma Hakkı

İşçi ücretinin ödenmemesi sebebiyle yargı yoluna başvurabileceği gibi İş Kanunu 24/II, euyarınca iş akdini haklı nedenle derhal feshedebilir. Ayrıca  yine İş Kanunu 34. Maddesi uyarınca “ Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yeri getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.

                                                                                                          Stj.Av.Murat Yıldız